Yenilenebilir Enerji Kaynakları Alternatif Yakıtlar
  Geleceğin Alternatif Enerji Kaynakları  
  19 Nisan 2014 Cumartesi Site içi arama :  
 

E-Bülten Üyeliği
İsim Soyisim
 
E-Posta Adresi
 


Yeşil Sözlük




Tamamı


Kitap
Yenilenebilir Enerji Gerçekleri ve Rakamları

Hazırlayan: Saba Akpir Ulusoy

Petrol: Yer yağı : Neft    

(Latince petroleum: Petra oleum ;yunanca petra: taş, latince oleum, yağ)

Doğal halde bulunan, yeraltından çıkarılan, hidrokarbonlardan  oluşan işlenmemiş mineral yağ. Petrol, denizlerdeki bitki ve hayvanların çürüdükten sonraki kalıntılarından oluşur. Bu kalıntılar deniz yatağında milyonlarca yıl boyunca çürüdükten sonra, geriye yalnızca yağlı maddeler kalır. Çamur ve büyük kaya katmanları altında kalan yağlı maddeler de petrol ve gaza dönüşür. Petrolün kimyasal yapısı farklı uzunluklardaki hidrokarbon zincirlerinden oluşur. Bu zincirler, petrolün arıtım sürecinde, damıtma sayesinde ayrıştırılıp benzin, jet yakıtı, kerosen gibi ürünler elde edilir. Günümüzde önemli bir enerji kaynağı olan petrol, aynı zamanda kimya sanayiinin de ham maddesidir. Yurdumuzdaki petrol yatakları fazla zengin değildir. Mevcut petrol yataklarımız daha çok Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Batman, Siirt ve Diyarbakır'dadır. Adıyaman, Şanlı Urfa ve Mardin'de de petrol yatakları vardır. Üretilen petrol, ihtiyacımızın çok az bir kısmını (1/7) karşılamaktadır.

Rüzgar enerjisi:

Alternatif enerji kaynaklarından biridir: Rüzgar gücünden elde edilen enerji türüdür:  Temiz, bol, yenilenebilir olmasının yanı sıra hemen hemen tüm dünya genelinde faydalanma imkânı olan bir kaynaktır. Rüzgâr tarlasında inşa edilen ve rüzgâr türbini adı verilen çok büyük pervaneli, yüksek kuleler aracılığıyla rüzgâr gücü, elektrik enerjisine dönüştürülür. Rüzgâr türbinleri, uçan rüzgâr türbini, yüzen rüzgâr türbini gibi hem yerde hem de havada olabilir. Ayrıca rüzgâr tarlaları denizde, karada, ve sahilde yapılabilir. Rüzgâr tarlası kurulacak bölgelerin rüzgâr atlası birkaç yıllık çalışma sonucu çıkartılır ve ona göre türbinler kurulur. Bu atlasta bir bölgedeki rüzgâr hızı ve rüzgâr yönü gibi bilgiler bulunur. Rüzgâr, elektrik üretiminin yanı sıra hidrojen üretiminde de kullanılmaktadır: Rüzgârdan elde edilen elektrikle suyun hidroliz edilmesi sonucunda; su, oksijen ve hidrojen elementlerine ayrılarak çok ucuz bir yolla hidrojen elde edilmesine olanak tanır.

Rüzgar enerjisi potansiyele bağlı olarak gerek mekanik enerji gerekse elektrik üretiminde kullanılabilir. Rüzgardan üretilen mekanik enerji, su pompalama, zirai ürün öğütme, kesme, biçme ve elektrik üretiminde kullanılabilmektedir. Rüzgâr enerjisi günümüzde, 21. yüzyılda ve onların ötesinde en çok gelecek vadeden teknolojilerden bir tanesidir. Rüzgâr türbinlerinden herhangi bir çevre kirliliği olmaz.

Yeryüzünün coğrafi farklılıkları ile düzgün olmayan ısınmasına bağlı olarak, rüzgar enerjisi dağılımı zamansal ve yerel farklılıklar göstermektedir. Rüzgar enerjisinin atmosferde bol bulunması, çevre kirliliği yaratmaması, yerel bir enerji kaynağı olması ve ücretsiz olması gibi üstün özellikleri vardır. 1990'lı yıllarda kullanımı en hızlı artan enerji kaynağı olan rüzgâr enerjisi, bu avantajları sayesinde tüm dünyanın dikkatini çekmeye devam ediyor. Danimarka toplam elektrik enerjisinin yaklaşık %20'sini rüzgârdan elde ederek oran olarak dünyada birinci sıradayken, Almanya da 2007 yılındaki verilere göre, 22.247 megawatt kurulu güç ile rüzgâr enerjisi kullanımında en ön sıralardadır. Almanya'yı en yakından takip eden ABD'nin kurulu gücü ise yaklaşık 2.316.818 megawatt civarındadır.

Sera etkisi:

Atmosferde sera gazlarının(su buharı, karbondiyoksit, metan, vs.) bulunmasına bağlı olarak dünyanın yaşanabilir bir hava ısısına sahip olmasını sağlayan doğal olaydır ve iklim üzerinde önemli rol oynamaktadır.  Sera etkisi olmasaydı dünya son derece soğuk bir gezegen haline gelirdi: Dünya, üzerine düşen güneş ışınlarından çok, dünyadan yansıyan güneş ışınlarıyla ısınır. Bu yansıyan ışınların atmosferde bulunan sera gazları tarafından tutulması sonucunda dünya ısınır. Işınların bu gazlar tarafından tutulmasına sera etkisi denir. Atmosferde bu gazların miktarının artması Yerküre'de ısınmayı artırır. Endüstri devrimi ile birlikte, özellikle 2. Dünya Savaşı'ndan sonra, insan aktivitesi sera gazlarının miktarını her geçen yıl arttırarak yüksek oranlara ulaştırmıştır. Bu etkinin yokluğunda Dünya'nın ortalama sıcaklığının -18ºC olacağı belirtilmektedir. Sera etkisi dünya yüzeyinin ortalama sıcaklığını değiştireceği için, uzun vadede iklimlerde değişiklikler, buzulların erimesi, mevsimlerin kayması ve tarım alanlarının verimsizleşmesi gibi çok ciddi sorunlara neden olabilir.Ancak yaşamsal etkisi olan sera gazlarının miktarının normalin üzerine çıkması ve bu artışın sürmesi de Dünya'nın iklimsel dengelerinin bozulmasına neden olmaktadır:

Sera gazları

 

Karbondiyoksit, metan, ozon, su buharı gibi ısı tutma özelliğine sahip olan ve gezegenimizin atmosferinin ısınmasına neden olan gazlara denir. Sera gazlarının bir kısmı kendi kendine oluşurken, ağır holokarbonlar, kloroflorokarbon(CFC)lar, ve HCFC-22 molekülleri (freon) gibi bir kısmı da insanlar tarafından üretilmektedir

Su buharı:

Atmosferde, yere ve zaman göre oranı en çok değişen gazdır. Yeryüzünün aşırı ısınıp, soğumasını engeller. Yağış, bulut, sis gibi hava olaylarının doğuşunu sağlar.

Su Çevrimi = Su Döngüsü = Hidrolojik Çevrim

Dünyada su asırlardan beri vardır, sonsuza kadar var olacaktır. Hareket  halinde olan su; buz halden sıvı hale, sıvı halden buhar haline ve buhar halinden tekrar sıvı haline dönerek sürekli bir hareketlilik göstererek varlığını sürdürmektedir, yani  su hareket eder, formu değişir, bitkiler ve hayvanlar tarafından kullanılır, fakat gerçekte asla yok olmaz. Buna  Su Döngüsü(= Su Çevrimi = Hidrolojik Döngü) denir Yer yüzündeki bütün sular, su döngüsüne katılmaktadır. Su ekonomisi bakımından hidrolojik çevrim son derece önemlidir bu nedenle de bu doğal sürecin insanlar tarafından herhangi bir şekilde etkilenmemesi gerekir.

Su çevriminin bir başlangıç noktası olmamasına rağmen,  okyanuslar başlangıç noktası olarak baz alınır: güneş, okyanuslardaki suyu ısıtır, ısınan su da atmosfere buharlaşır. Su buharı yoğunlaşarak bulutları oluşturur, koşullar uygun olduğunda yağış meydana gelir. Yağış şeklinde yeryüzüne düşen su, toprağa sızarak yeraltı sularına veya yüzeyel akıntı olarak nehirlere, denizlere, okyanuslara karışır. Yüzey sularının buharlaşmasıyla su atmosfere geri döner.

Sürdürülebilir enerji:

Bakınız Yenilenebilir Enerji.

Sürdürülebilir Kalkınma:

İlk defa 1987 Bruntland raporunda tanımlanan ve sosyal, ekolojik, ekonomik, mekansal ve kültürel boyutları olan bu terim, insan ile doğa arasında denge kurarak doğal kaynakları tüketmeden, gelecek nesillerin ihtiyaçlarının karşılanmasına ve kalkınmasına imkan verecek şekilde bugünün ve geleceğin yaşamını ve kalkınmasını programlama anlamını taşımaktadır.

 
Geri




Geleceği şekillendiren marka BSH, “Gelecek Günü”nün sponsoru

Tamamı

 
 
Geleceğin Enerjisi - 2011